25 Şubat 2014 Salı

Kariye Müzesi

Biz bu blogu kurarken iki temel amacımız vardı. Bunlardan ilki bulunduğumuz şehirlerde olan tarihi ve turistik yerleri tanıtmaktı. İkincisi ise her bütçeye uygun ve çok bilindik olmayan yerleri bildiğimiz kadarıyla burada paylaşmaktı. Tabi ki bunun yanında sosyal ve kültürel aktiveteler ile ilgili paylaşımlarda da bulunacağız. Bu yazımız da bu iki amacın birlikte olduğu bir yazı olacak. 

Önce ülkemize gelen turistlerin bizlerden daha çok bildiği ve ziyaret ettiği Kariye Müzesi ile başlayalım. İstanbul'un Edirnekapı semtinde bulunan Kariye Müzesi, 534 yılında Justinianus döneminde manastır olarak yapıldı. 14. yüzyıla kadar birçok onarım geçirdi ve İstanbul' un fethinden sonra 1511 yılında camiye dönüştürüldü. İçindeki süslemeler ve mozaikler aynen korunan Kariye Camii'ne sadece bir minare ve mihrap eklenmiştir. 1948'den bu yana ise müze olarak kullanılmaktadır. 
Kariye Müzesi mozaik ve fresk olarak içinde en fazla Bizans kalıntısı bulunduran yapıdır. Hz. İsa'nın ve Meryem Ana'nın da bulunduğu mükemmel mozaik ve freskleri bu müzede görebilirsiniz. 

Kariye Müzesi kışın 09:00-16:30 arası yazın ise 09:00-19:00 arası ziyarete açık. Müzekartın geçerli olduğu müzeye kartınız yoksa 15 TL'ye girebilirsiniz.

Müzenin ulaşımı ise oldukça kolay. Birçok otobüs Edirnakapı durağından geçiyor. Biz aşağıya ana hatlardan kalkan otobüslerin numarasını yazdık. Bunlardan birisine binip çok rahat bir şekilde ve kısa bir zamanda müzeye ulaşabilirsiniz. Duraktan indikten sonra ise yürümeniz gereken iki üç dakikalık bir yol kalıyor. 

87 (Edirnekap - Taksim)
28 (Beşiktaş -Edirnekapı)
35D (Kocamustafapaşa - Balat)
39D (Yenikapı - Yeşilpınar)
86V (Eyüp Sultan - Vezneciler)
32 (Eminönü - Cevatpaşa)


Gelelim müze ziyaretinden sonraki yeme içme ve dinlenme kısmına :) 
Ziyaretten hemen sonra müzenin karşısında bulunan Pembe Köşk'te çayınızı yudumlayıp güzel havalarda açtıkları bahçede nargilenizi keyifle içebilir ve dilerseniz yemeğinizi yiyebilirsiniz. Fiyatları bütçeye uygun ve garsonları güleryüzlüdür. 












22 Şubat 2014 Cumartesi

Bizans Döneminde İstanbul

Fransız tasarımcı Antoine Helbert İstanbul'daki Bizans dönemi kalıntıları inceleyerek Bizans dönemi Konstantinapolis'i çizdi. Dünü ve bugünü aynı eşsiz güzellikte başka bir şehir var mı bilmiyorum ama Doğu Roma'nın başkentini o zamana en yakın haliyle görmek çok etkileyici...




21 Şubat 2014 Cuma

Merhaba!



Herkesin, her gün aynı şeyleri yaptığı, aynı rutin hayatında yaşamaya çalıştığı bir dünyada hayatınıza anlam katacak birisiyle tanışmak size yeni bir dünya sunuyor.

Önce birisini seviyorsunuz, sonra bir şehri ve dünya sizi kendisine çağıran, onunla beraber görmediğiniz yerleri görmenizi öğütleyen yaşlı bir bilgeye dönüşüyor. Siz her gün yürüdüğünüz yoldaki farklılıkları o zaman fark ediyorsunuz ve sadece yürümek değil, durmak, bakmak değil, görmek ve işitmek istiyorsunuz. Farklılıkların bu kadar güzel olması size daha çok görmek, gezmek ve yaşamak için cesaret veriyor.

Biz şehrimizi ve şehirleri tanımaya birbirimizi tanıdıktan sonra başladık. Gezdiğimiz yollarda küçük anılar, dünyanın yaşına göre ufacık bir zaman da olsa bulunduğumuz şehirlerde büyük hikayeler ve yaşanmışlıklar biriktirdik. Birisi şimdi ya da yıllar sonra, bizi bilsin ya da bilmesin, bu yazıları okusun bu fotoğrafları görsün ve yaşadığı şehrin, gezdiği yerlerin, yanında değer verdiği insanların bizim gibi bunu daha önce yapan insanlardan gördüğümüz ve yaptığımız gibi en fazla şekilde kıymetini bilsin diye yazıyoruz.

Biliyoruz ki bilmek, görmek ve paylaşmak en büyük insani erdemlerden biridir. Varoluşumuz başkalarının var olmasıyla ve bizi bilmesiyle mümkündür.

O yüzden hepinize merhaba. Bu siteye hoş geldiniz!